#SosyalMedyamaDokunma

Halkımıza ve kamuoyuna,

AKP iktidarının faşizmi en had safhada hissettirdiği, Türkiye’nin en önemli müzesi olan Ayasofya Müzesi’nin kapatıldığı, kadınların güvencesi İstanbul Sözleşmesi’ne el uzatıldığı, iktidarın benimsediği baskıcı ve muhafazakar siyasi hattın dijital ayağı olarak, 5651 sayılı İnternet özgürlüğünün katili olan yasada değişiklik yapmayı hedefleyen ve kamuoyunda “Sosyal Medya Yasa Tasarısı” olarak bilinen bir yasa gündeme gelmiştir.

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanun” mevcut haliyle dahi özgürlük düşmanı, sansüre yol veren, aşırı müdahaleci ve yararından çok zararını gördüğümüz bir kanundur. Bu kanun ve uygulamadaki eğilimler sebebi ile şu anda Türkiye’de binlerce web sitesi yasaklı durumdadır. Ancak bunca sansür ve gözetimin bugüne kadar hangi suçları engelleyebildiği meçhuldür. Bu kanun yüzünden bu ülkede yaşayan insanlar, devletin bitmek bilmeyen egemenlik arzusu sebebiyle 990 gün Vikipedi’ye erişemediği gibi İnternet aracılığıyla gerçekleşen ve bireyleri ilgilendiren suçların soruşturmaları ise bu kanundan hiçbir hayır görememektedir.

Şimdi, faydasından çok zararını gördüğümüz kanunun zorbalık yetkileri artırılarak, zaten adaletli bir İnternet erişimi olmayan Türkiye vatandaşlarının bilgiye erişimi “tamamen” devletin kontrolüne alınmaya çalışılıyor. İlgili kanun değişikliğinin getirdiği yeni kısıtlamalar şunlar:

Toplu gözetim ve sansür

Yeni düzenlemeden kontrol ve sansürden başka hiç bir beklentinin olamayacağı aşikardır. Bunu görmek için iki adım uzağında olduğumuz Çin örneğinden daha uzağa bakmak gerekmez. Çin, vatandaşların verilerini dilediğinde sorgusuz sualsiz elde edebilmek için ülkede tutmak istemektedir. Gazeteciliğin suç sayıldığı, karasal yayının havuz medyasına kurban edildiği şu günlerde, sosyal medya kanallarının önemi hayatidir. Devlet kontrolündeki araçlarda yer verilmeyen gerçek haberlere erişmek, bir konuda kamuoyu oluşturmak ve örgütlenmek için her gün kullandığımız bu iletişim kanalları, gözetim ve sansür riskiyle burun buruna.

Bu düzenleme ile birlikte, bir sosyal ağdan, devletin var olmasını istemediği bir içeriğin 48 saat içerisinde kaldırılmasının zorunlu hale getirilmesi, temelde bir “Gerçek Bakanlığı” kurulması anlamını taşımaktadır. Bu yolla sosyal medyanın, ana akım medyavari bir hale çevrilmesi işten bile değildir.

Ağ tarafsızlığı

Ağ tarafsızlığı, servis sağlayıcıların ve devletlerin internetteki veriye eşit davranmasıdır. Yayıncı site, içerik gibi parametrelere göre paylaşılan veriyi daha zor veya kolay ulaşılabilir hale getirmek ağ tarafsızlığını ihlal etmektir. Örneğin; devletin, beğenmediği bir içeriğe gelen trafiği daraltması, yani içeriği daha yavaş yüklenen ve dolayısıyla daha zor ulaşılabilen hale getirmesi ağ tarafsızlığının ihlalidir. Söz konusu yasa değişikliği, sosyal medya platformlarının sansür ve gözetim mekanizmalarını kabul etmemesi durumunda ağ tarafsızlığının ihlalinin yasal zeminini oluşturur. İnternette ifade özgürlüğünün sağlanabilmesi için ağ tarafsızlığının korunması şarttır. Yeni düzenleme, zaten ülkemizde eksikliği çekilen ağ tarafsızlığı ilkesinin geri dönülmez bir şekilde çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

Devlet gözetiminin ve sansürün önünü açan, ifade özgürlüğümüzü elimizden almayı hedefleyen bu düzenlemeyi tanımıyoruz. Herkesi özgür bir İnternet için bu yasa tasarısıyla mücadeleye davet ediyoruz. İnternet yaşamdır!

Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!

Özgür Yazılım Derneği